| GÜLBANG |
BİR AHLAKÎ ERDEM OLARAK ADALET YAHUT İSM-İ ADL’İN İNSANDA
Adalet, özellikle son dönemlerde en fazla kullandığımız ve en çok ihtiyacını duyduğumuz kavramların başında yer alıyor. Gerek dünya ölçeğinde, gerekse ülke olarak telafisi imkânsız zulümler içinde olduğumuzu düşünür olduk. Adalet, iktidarla otoriteyle dolayısıyla adaletin tevzi noktasında birinci dereceden sorumlu merciler olan yönetimlerle doğrudan ilişkili bir kavramdır. Atalar “devlet küfürle payidar olur ama zulümle olmaz” demişlerdir. Bunlar el-Hak doğrudur ve Müslümanlar tarafından kurulmuş devletler adaleti kendilerine en esaslı anayasal norm olarak almışlardır. Devlet deyince adaleti tesis eden yapı akla gelmiştir hep, “ya devlet başa, ya kuzgun leşe” denmiştir onun için. Yanılmıyorsam Haccac-ı Zalim’le ilgili anlatılan bir kıssa idi. Bir kısım insanlar Haccac’a adaleti hatırlatmak için görebileceği bir yeri kazmaya başlamışlar. Haccac yanlarına gelip ne yaptıklarını sorduğunda, Hz. Ömer’in adaletini arıyoruz demişler. Haccac da bir kazma alıp kazmaya başlamış. Sen ne yapıyorsun denildiğinde, Hz. Ömer zamanında yaşayan insanları aradığını söylemiş. Buradan hareketle, adalet arayan insanların ya da toplumların adalet duygusunu şahıslarında ne ölçüde yansıttıklarını kontrol etmeleri gerektiği sonucu çıkarılabilir belki. Bu yazıda, adaletin bir ahlakî erdem olarak insana yansıyan boyutlarını anlamaya çalışacağız. Adalet, ferdî ve içtimaî yapıda dirlik ve düzenliği, hakkaniyet ve eşitlik ilkelerine uygun yaşamayı sağlayan ahlakî erdemdir. Sözlükte, davranış ve hükümde doğru olmak, hakka göre hüküm vermek, eşit kılmak gibi anlamlara gelir. “Adl” kelimesi sıfat olarak kullanıldığında “âdil” ile eşanlamlıdır ve Cenab-ı Allah’ın isimlerinden (Esma-i Hüsnâ) biridir. Birey açısından baktığımızda adalet, bir ahlakî erdemdir. Bu erdem sayesinde kişi başkalarının gelişigüzel, keyfî istek ve telkinlerinden, teklif ve tehditlerinden etkilenmeyen biri olabilir. Hatta nefsinin istek ve arzularını reddedip, menfaatinin olumsuz etkilenmesini dahi göze alabilen, istikrarlı bir doğruluk ve ahlak kanununa itaatle gerçekleşen ruhî denge ve ahlakî kemale ulaşabilir. Bu ölçü insanın “karakter” oluşumuyla da yakından ilişkilidir. İnsan kişiliğinin en önemli yönünü oluşturan karakter, kişiliğin sosyal ve ahlakî özelliklerini ifade eder. Ahlak felsefesinde karakter, kişinin kendi kendine egemen olmasını, yani zaafları ve içgüdüleriyle hareket etmemesini, kendi kendisiyle uyum içinde bulunmasını, düşünüş ve eylemlerinde tutarlı, sağlam kalabilmesini sağlayan özellikler bütünü olarak tanımlanmaktadır. Karakter, insanın çevresine, başka insanlara, içerisinde yaşadığı topluma ve genellikle hayatın gereklerine karşı takındığı tavrı anlamamızı mümkün kılan ruhsal tavırdır. Karakter, tek tek davranışlardan hareketle ulaşılan bir kavram değil, insanın tüm durumlar karşısındaki davranışını belirleyen değer yargılarının tutarlı olması durumudur. Yani karakteri sağlam bir kişinin, hangi yapılanma ve ilişki biçiminde nasıl davranacağını tahmin edebiliriz. Dolayısıyla bir ahlakî erdem olarak kişinin adalet duygusu gelişmişse, karakteri de gelişmiş demektir. Kişinin korku durumunda, zenginleşme, fakirleşme, güç ve otorite sahibi olma vb. gibi durumlarda nasıl davranacağını bilmek, onun adaleti ne ölçüde içselleştirdiğini bilmemize bağlıdır. Her durumda hakkaniyete uygun davranacağını bildiğimiz kişi, karakterli kişidir. Adaletin bireyi ilgilendiren bir boyutu da, yine “adl” kelimesinde türetilmiş olan “itidal” kavramıdır. İtidal, adalete uygun olma hâli demektir. Düşünce adamları, Cenab-ı Hakk’ın kâinatı yaratışındaki incelikleri adalet kavramıyla açıklar. İnsanın fizyolojik ve fizyonomik yapısındaki uyum, ahenk ve estetik görünümünden, atomlardan yıldızlara kadar evrenin işleyişindeki ahenk adalet kavramıyla açıklanır. Bu yönüyle adalet, Yaratıcı’nın evrensel düzene verdiği mükemmel ahengin beşeri ilişkilere yansımasıdır. İnsan da bütün kâinat gibi tam bir hak ve adalet üzerine mutedil, ölçülü, uyumlu yaratılmıştır. İtidal, insanın Yaratıcı’nın koyduğu mizana uygun hareket etmesi, davranışlarını bu mizana vurarak belirlemesidir. Adalet, öteden beri terazi kavramıyla sembolleştirilir. Mizan ise terazi, tartı anlamındadır. Adalet terazinin dengede olması hâlidir. Her tartı ve denkleştirmede olduğu gibi sadece tartılana müdahale edilebilir. Tartının diğer tarafı, ölçü sabittir. Eğer ölçüye müdahale ederek denge sağlamaya çalışıyorsanız bu tam bir zulüm olacaktır. Günümüzde toplumsal adaletsizliklerin temelinde de terazinin ölçüsüne yapılan müdahaleler vardır. İnsan ve itidal söz konusu olduğunda da, sadece davranışlarımıza müdahale hakkımız olacaktır. Ölçüleri davranışlarımıza değil, davranışlarımızı ölçülere denk düşürdüğümüzde itidali bulabileceğiz demektir. İşte terazinin ölçüsü Yaratıcı’nın bütün evrene kattığı ahenktir. İnsan dışında bütün varlıklar bu ahenge kendiliğinde, fıtratları gereği uyarlar. Ancak insandır ki bu itidali kendisi bulmak, evrenin ahengine şuurlu olarak katılmak zorundadır. Bu onun imtihan sırrıdır çünkü. Yaratıcı bunun için insanın merkezine “vicdan” diye bir ölçü aleti de yerleştirmiştir. Nurettin Topçu “İsyan Ahlâkı” tezinde, vicdanı “Allah’ın insanda isyanı” olarak tanımlar. Vicdanı bozulmamış her insan hangi tutum ve davranışın daha adil olduğunu esasında fıtratına yerleştirilmiş bir mizan olan vicdanla bilebilecek durumdadır. Mutedil olmak, yumuşak davranmak ısrarla iki zıt kutbun ortasında yer almak anlamına da gelmiyor şüphesiz. Ölçü neyi gerektiriyorsa o tavrı takınmaktır itidal. Haksızlık ve zulüm karşısında susmak nasıl ki o zulmü paylaşmaksa, gereken tavrı göstermemek zulüm olacaktır. Adalet, bir şeyi yerli yerine koymaktır. Hz. Ali Efendimiz adalet için “eşyayı ve nesneleri yerli yerinde kullanmak ve yerli yerine koymaktır” demiştir. Yüksek bir ahlakî erdem olan adalet, varlık hiyerarşisinde her şeye, durumuna göre tamlık ve mükemmellik kazandırır. Her şeyden önce kendisinde adalete ilişkin hususiyetler olmayan insan eksik ve noksan olacaktır. Çünkü hem olması gereken durumda ve konumda değildir, hem de ahlakî ve ruhî olgunluğa ulaşamamış demektir. Yani beşeriyeti ile âdemiyeti arasında sınandığı noktada reşit olamamış, âdemiyete varamamıştır. Bir başka ifadeyle reşit değildir. İnsan âdemiyetiyle adalete, beşeriyetiyle zulme meyyaldir. Kur’an insanın maddi ihtiyaçlarına vurgu yapmak için “beşer” kelimesini kullanır. Beşer, derinin dış yüzü, görünen kısmı demektir. Yani insanın fâni tarafıdır. İnsanın ruhu, gönlü, ilâhi olan yani için “âdem” kelimesi kullanılır. Âdem olmak sonradan, bir çabayla kazanılan durumdur. Modernizm gibi, insanın beşeriyetini esas alan düzenler onun için zulümle eşanlamlı olmaktadır. Hz. Ali efendimizin tanımına dönersek, eşyayı ve nesneleri yerli yerine koymak ve kullanmak, aynı zamanda her nesneyi fıtrî ve insicamlı olarak kullanmak anlamına da gelmektedir. Ataların hikayelerinde vurguladığı gibi “atın önüne et, itin önüne ot koymak” zulümdür. İki öküzü bir boyunduruk altında tarla sürmeye koşmuşsak, güçlerinin denk olduğunu gözetmemiz gerekir, yoksa ikisine de zulmetmiş oluruz. Bu noktada küresel ısınma, çevre kirliliği, küresel eşitsizlikler, açlıklar hep eşyanın yerli yerinde kullanılmamasın bir tezahürüdür. İsraf, gücün suistimal edilmesi, hırsların peşinden gidilmesi zulmün ta kendisidir. İsm-i Azam olarak bilinen ve Esma-ül Hüsna’dan olan “Hay, Ferd, Kuddûs, Adl, Hakem ve Kayyum” isimlerinin toplamına “sekine” denilmesi de tesadüf değildir. “Allah, mü’minlerin yüreklerine sekîneti indirendir” (Fetih.4) buyrulmuştur sekînet, sükun ve güven, rahat ve ağırbaşlılık manasına gelmektedir. Nefisteki telaş ve heyecanın kesilmesiyle meydana gelen ve kalp oturması, yürek ısınması, gönül rahatı denilen huzur ve sükun hâline veya onun kaynağına “sekine” denmektedir ve İsm-i Azam’ın biri de “Adl” ismidir. Sekinet, kendine güven duygusu kazandırır insana, yani “keşke” demesini önler. Doğruyu yapmış olmanın verdiği itminan duygusu ile huzuru sağlar. Bilindiği gibi en kötü “keşke”, kıyamet günü denilecek olan keşkedir. Adalet önünde herkes eşittir. İnsan nezdinde de yaratılan her canlıya hakkaniyetle yaklaşmak, adaletli davranmak esastır. Adalet duygusu insanı asabiyeden kurtarır. Adil insan başta nefsi, yakınları, kavmi, aşireti vb. için hakkaniyetten ayrılamaz. Adalet-i Mahza’yı hiçbir mülahazaya feda etmez. En küçük hak, en büyük menfaatler için bile feda edilemez. İnsanları suçlarken de genelleme yapılamaz. Birilerinin işlediği suçu onun ailesine, bölgesine teşmil edemez. Kendi nefsini, menfaatlerini önceleyip, bunlara dokunan herkes düşmandır diyemez. Şeyh Galip’in “Hoşça bak zâtına, kim zübde-i âlemsin sen” deyişi adeta bir özet gibidir. İnsan “Ahsen-i Takvîm” üzere yaratılmıştır. Yani en güzel kıvamda. Bu kıvam, bu denge evrensel ahenge bir misaldir. İnsanın bu kıvamı bozması zulüm olacaktır. Âlemde adaletin tahakkuku, insanın doğru tercihlerde bulunmasıyla tahakkuk edecektir. Çünkü Allah, sadece insanın nefsinin isteklerine sınır koymamış, o sınırı insanın koymasını murat ederek ona irade vermiştir. Toplumu oluşturan bireyler olarak adalet duygumuzu ne ölçüde geliştirirsek, toplumsal olarak muhatap olacağımız adalet de o oranda gelişecektir.
14:21 - 24/5/2007 - yorum yaz
|
Hakkımda Dostlar güzel gözlerini ekrana düşürsünler ki bizde kendimizi görelim. Ana Sayfa Profilim Arşiv Gülbang Sipesifik Sayıları Kategoriler Son Yazılar - TAŞ-KUŞ, BAŞ VE YAŞ Hasan EJDERHA - AĞARAN Mustafa Alper TAŞ - KİTABA ÇAĞRI SINAVINDA İNSAN Duran BOZ - [TAVSİYE] Şiir ve Mekân Beşir AYVAZOĞLU - HALKIN TERÖR KARŞISINDAKİ DERİN SÜKUTU Ali YURTGEZEN - EYVAH! TÜRKLER KÜRESEL AKTÖR OLUYORLAR. M.CELAL - SENET Hasan EJDERHA - BİR AHLAKÎ ERDEM OLARAK ADALET YAHUT İSM-İ ADL’İN İNSANDA - ROMAN NE ANLATIR Hasan EJDERHA - ÖMER HAYYAM Hasan EJDERHA - HİCAZ YOLUNDA 'TERKİB' BULMAK Ali YURTGEZEN - İSTANBUL'U AÇ GÜLZÂR YAP Ali YURTGEZEN - EVLİLİK BİLİMİ ÖLDÜRÜR MÜ? M.Celal - YANAN OCAK M.Alper TAŞ - KUZU OLDUM MELEDİM ARDIN SIRA Mehmet MUHARREMOĞLU - DEĞERLER ÂSİTÂNESİ: İSTANBUL İsmail GÖKTÜRK - ŞİİR RESMİ Hasan EJDERHA - KIŞ YOLCUSU M.Alper TAŞ - KİTAP VE DİL Ahmet Doğan İLBEY - BÜTÜN YOLLAR SANA ÇIKIYOR Sebahattin ÇELEBİ Arkadaşlarım • gokyuzudergisi • bloglist • veinsan • derinedebiyat |