GÜLBANG

EYVAH! TÜRKLER KÜRESEL AKTÖR OLUYORLAR. M.CELAL

Kategori: Belirtilmemiş


Olayları değerlendirirken zamanın ruhunu doğru okumak gerekiyor. Eğer doğru bağlamı bulmazsanız olayları değerlendirirken hataya düşme ihtimaliniz büyüktür. Ve olayı doğru değerlendiremediğiniz doğru teşhisler koyamadığınız için sahih çözümler bulamazsınız. Son olarak meydan gelen terör hadiselerini basit bir Türk-Kürt kavgası olarak görürseniz resmin tamamını göremiyorsunuz demektir. PKK'nın baharda giriştiği eylemler yeni değildir. Zira bu eylemler her bahar başlangıcında yinelenmektedir. Daha önce de büyük şehirlerimizde bombalar patlatılmıştır. Yaklaşık 25 senedir bu terör eylemleri benzer biçimde sürüp gitmektedir. Değişen şey ise bu terör eylemleri ile yaklaşan seçimler arası bağlantı kurularak seçim sonuçlarının dizayn edilmesi çabalarıdır. Türkiye'nin yeni seçim ile oluşacak meclis ile önünde var olan bölgesel güce sahip bir küresel aktör olma fırsatını yitirecek içine kapalı bir bir ulusal devlet olması istenmektedir.


Emperyalizm tarihi bir kavramdır ve temel amacı büyük sömürgeci imparatorlukların inşasıdır. Tarihsel süreç içerisinde ciddi form değişimlerden geçmiş olmasına rağmen gerçekliğini, siyasal ve toplumsal etkisini yitirmemiştir. Günümüzde yaşanan küreselleşme olgusu emperyalizmin farklı bir tezahürünü gündemimize getirmektedir. Günümüzde küresel imparatorluk inşa etmek için işgal hareketlerine gerek duyulmamaktadır. Küresel pazar odaklı üretime dayanan ekonomik sistem sürekli olarak erken kapitalistleşmiş, sermaye birikime sahip teknolojik gelişimini sağlamış merkez ülkelerin avantajına çalışmaktır.


Küresel imparatorluk ekonomik anlamda hakimiyetini sağlamış ve diğer tüm kurumları ile küresel hakimiyet peşindedir. Küresel hakimiyeti sağlamanın en temel araçları ise her şeyi yok edebilecek bir teknolojiyle beslenen militarizm, toplumsal kontrol mekanizması olarak borç rejimi, en geniş mübalede hacmine sahip doğal kaynak olan petrol üzerinde fiziksel kontrol ve özellikle İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra ABD'nin üçüncü dünya ülkeleri üzerinde tesis ettiği ve günümüzde gerçekten küreselleşmiş olan kültürel hegemonyasıdır. Kendi eğitim olanaklarından bu ülkelerin insanlarının yaygın biçimde faydalanmasını sağlayarak yarattığı ideolojik gücü unutmamak gerekir.


Küresel hakimiyetin devamı için küresel entelektüel hegemonya’ oluşturmaktadır. Küresel pazara ve ideolojiye entegre edilmek istenen ülke aydınlarında ve kamuoyunda oluşması muhtemel dirençlerin bertaraf edilmesine yönelik propaganda ve ikna çalışmaları da yapmaktadırlar. Böylece küreselleşmenin tabii, zaruri ve yararlı olduğu propaganda edilmektedir. Yine küresel entelektüel hegemonya “güneyin entelektüel ve siyasi savunmasını ortadan kaldırarak ve bütünüyle güneyin kendi sorunlarına, çatışmalarına, gerçek ya da iddia edilen yetersizliklerine (örneğin yolsuzluk ve şeffaflıktan yoksunluk) yönelterek, gelişmekte olan ülkeleri ve hükümetlerini, milli işlerinde, hele milletler arası alanda bağımsız inisiyatif ya da direnme yeteneğine sahip olmayan, zayıf yapılar haline getirmektedir.(Kaynak:http://www.turkocagi.org.tr/modules.php?name=Makale&pa=showpage&pid=10 erişim tarihi : 10/06/2007)


1977 ila 1981 yıllarında ABD Başkanı'nın güvenlik danışmanlığını da yapan Zbigniev Brezinski 1997 yılında yazdığı “Büyük Satranç Tahtası" adlı kitabında Avrasya'yı "küresel üstünlük mücadelesinin sürdürüldüğü bir satranç tahtası" olarak tanımlar. Türkiye bu satranç tahtasının göbeğindedir. Normalleşmiş, ekonomisi gelişmiş ve bölge halklarının sempatisini kazanmış bir Türkiye bu önümüzdeki dönem için önemli bir önemli bir küresel aktör olma potansiyeline sahiptir. Türkiye, küresel imparatorluğun çıkarlarına endeksli olarak gel ve gitlerde yüzen bir saman çöpü olmaktan kurtulabilmek için, bölgeye dayanan bir güç olarak küresel bir aktör olmak zorunda ve bu amaca ulaşmak için aklı ıskalamadan yeni ve sağduyulu bir strateji oluşturmak zorundadır. Bu stratejinin temel şartı Türkiye' misyonunu ve vizyonunu (ne olduğunu ve ne olmak istediğini) çok belirgin ve net olarak tanımlamasıdır.


Bölgesel güç olmak isteniliyorsa içine kapanık ulusal bir devlet olmaktan vazgeçmelidir. Bu yolda ilerlemek için bölgedeki diğer halklarla çatışmaktan vazgeçmelidir. Elbette önerimiz Türkiye Cumhuriyeti'nin terörle mücadelesine karşı çıkmak değildir. Fakat terörün kökenini iyi belirleyip daha etkin bir strateji belirlemek gerekmektedir. Bu strateji ile bölgesel halkların takip edeceği bir liderlik pozisyonu sağlanmalıdır. Bu pozisyonun sağlanması için bölge devletlerin önemli bölümünün Balkanlar'da, Kafkasya'da, Orta Asya'da Türkiye'nin kendileriyle "tarihi", "inancı" yahut "lisanı" paylaştığı ülkeler olduğu ve bu medeniyet dairesinin tarih ve kültür boyutları olan bir hareket alanını Türkiye'ye sağladığı akıldan çıkarılmamalıdır. Bu ülkelerin yeni yeni küresel ekonomik sistemde etkilerini gösterdiği de göz önünde bulundurularak bu ülkelerle ekonomi, siyasi ve kültürel entegrasyona gidilmelidir.


Artık bu durum Türk milleti'nin de gündemine girmiş eskiden yalnızca birkaç entelektüelin savunduğu bu görüş fikir yelpazesinin değişik yerlerinde duran İslamcı, Ulusalcı, Milliyetçi, Sosyalist ve hatta liberal fikir adamları tarafından savunulur olmuştur.

(Bknz:http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/?t=09.06.2007&y=HakanAlbayrak) Devletin temel stratejilerinin belirlendiği kurumlarda dile getirilmektedir.

 

Son dönemde izlenen dış politikalar ile bu yönde mütevazide olsa adımlar atılmıştır. Bu adımlar ile bölge halklarının Türkiye'ye olan sempatileri, 1 mayıs tezkeresi olarak anılan tezkerenin TBMM'den geçmemesi, İKÖ genel sekreterliğine bir Türk'ün seçilmesi, Filistin Başbakan'ın Ankara'ya davet edilmesi ile artmıştır. Bu durumun en belirgin işaretçisi Türkiye'ye turist olarak gelen bölge halkı sayısının artması ve göreli olarak az da olsa bölgeden ülkemize sermaye girişi olmasıdır. Türkiye küresel seviyede kültürel hareketlere girişmiş ve bu hareketlerin olumlu sonuçlarını görmeye başlamıştır.

 

Bu bağlamda son zamanlarda çıkan terör olayları küresel imparatorluğun Türkiye'nin bölgesel gücüne dayanan küresel bir aktör olma ihtimalini engelleme çalışmalarıdır. Bu yönde adımlar atacak güçlü bir hükümeti küresel imparatorluk istemektedir. Türkiye ile Kürtler arasındaki çatışma körüklenerek ve Türkiye'nin Kuzey Irak'a müdahalesi sağlanarak Türkiye'nin bölge halkları üzerindeki etkisi sıfırlanarak Türkiye içine kapalı bir ulusal devlet haline getirilmeye çalışılmaktadır. Bu amacı sağlamaya matuf olarak bu terör olayları sonraki dönemde sağduyu ile hareket edecek güçlü bir meclis ile hükümeti engelleme çalışılmaktadır. Terörün artması ile tepki oyları merkezden kenara doğru dağılacak daha parçalı bir meclis yapısı oluşacaktır. Mecliste kendisini Türk-Kürt kavgasının tarafları olarak gören az sayıda aşırı Türk-Kürt milliyetçisi milletvekili bu çatışmayı TBMM taşıyarak, meclisten güçlü bir hükümet çıkmasını ve çıkan hükümetin Türkiye'yi normalleştirme ve bölgesel güç olma yolundaki çabalarını engelleyecektir. Görünen odur ki seçim sonrası oluşacak meclisten çıkacak hükümetin ne kadar ne kadar güçlü olursa olsun terör olayları ile meşgul olması ve kamuoyu baskısı ile sağduyulu hareket etmek yerine çatışmacı eğilimler göstermesi arzulanmaktadır. Bölge ile iyi ilişkiler geliştirilmesi ve ekonomik iyileştirme ve normalleşme çabaları engellenmek istenmektedir.

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

22:13 - 10/6/2007 - yorum yaz


İçine Kapanık Bir Ülke

Sayın Celal,

Her gün şehit verdiğimiz bu dönemde K.Irak'a girmenin Türkiye'yi içine kapanık bir ülke konumuna düşüreceğini iddia ediyorsunuz. Peki bu saldırılara karşılık sizce Türkiye'nin tavrının ne olması gerektiğine inanıyorsunuz? İçine kapanık olmaması uğruna Barzaniyele mi oturup görüşsün Türkiye? Yoksa kınama, başsağlığı mesajlarıyla, cenazelerdeki sloganlarla mı yetinelim? Eğer PKK K.Irakta ise ve PKK hergün onlarca evladımızı yok ediyorsa neden girilmesin?

Hatırlarsanız İsrail bir askeri uğruna her tarafı yıkıp yakmıştı. Bizler yüzbünlerce şehit verirken aman içimize kapanmayalım telaşıyla seyirci mi kalmalıyız sizce? Size asla katılmıyorum.

Bir Not: Tezkere 1 Mayıs değil 1 Mart tezkeresiydi....

umay - 2007-06-11 09:16:39 - 2007-06-11 09:16:39


Son Sayfa Sonraki Sayfa
Hakkımda
Dostlar güzel gözlerini ekrana düşürsünler ki bizde kendimizi görelim.
Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Gülbang Sipesifik Sayıları
Kategoriler
Son Yazılar
- TAŞ-KUŞ, BAŞ VE YAŞ Hasan EJDERHA
- AĞARAN Mustafa Alper TAŞ
- KİTABA ÇAĞRI SINAVINDA İNSAN Duran BOZ
- [TAVSİYE] Şiir ve Mekân Beşir AYVAZOĞLU
- HALKIN TERÖR KARŞISINDAKİ DERİN SÜKUTU Ali YURTGEZEN
- EYVAH! TÜRKLER KÜRESEL AKTÖR OLUYORLAR. M.CELAL
- SENET Hasan EJDERHA
- BİR AHLAKÎ ERDEM OLARAK ADALET YAHUT İSM-İ ADL’İN İNSANDA
- ROMAN NE ANLATIR Hasan EJDERHA
- ÖMER HAYYAM Hasan EJDERHA
- HİCAZ YOLUNDA 'TERKİB' BULMAK Ali YURTGEZEN
- İSTANBUL'U AÇ GÜLZÂR YAP Ali YURTGEZEN
- EVLİLİK BİLİMİ ÖLDÜRÜR MÜ? M.Celal
- YANAN OCAK M.Alper TAŞ
- KUZU OLDUM MELEDİM ARDIN SIRA Mehmet MUHARREMOĞLU
- DEĞERLER ÂSİTÂNESİ: İSTANBUL İsmail GÖKTÜRK
- ŞİİR RESMİ Hasan EJDERHA
- KIŞ YOLCUSU M.Alper TAŞ
- KİTAP VE DİL Ahmet Doğan İLBEY
- BÜTÜN YOLLAR SANA ÇIKIYOR Sebahattin ÇELEBİ
Arkadaşlarım
gokyuzudergisi
bloglist
veinsan
derinedebiyat