KİŞİYE ÖZEL MEKTUPLAR -XII- Tayyip ATMACA

Şaban Abak’a


Askerden dönmüşsün hoş geldin ağa, hiç şiir yazdın mı bakarak dağa, gücün yetiyor mu şekere yağa, yan gelip yatmaktan yorulmadın mı. İstanbul’a geldik fazla kalmadık, Mehmet Şeker’den de keyif almadık, havuz  bulamadık ördek çalmadık, bir ziyafet çeken adam çıkmadı. Yüz yıllık derginin durumu nasıl, şiir tarlanızın verimi nasıl, Derici Hakan’ın sırımı nasıl, hâlâ babasına itaatli mi? İrtibat sürer mi yarenle yarla, Abidin bir doktor kaçırdı zorla, durmadan yanıyor yüreği harla, perişan halini sorman gerekti.Cengiz Coşkun çekti gitti Çorum’a, yazmayışın elbet gitti zoruma, arife gerek yok sözü yoruma, boş yere kırıldın darıldın bize. Ardıç gölgesinde yattığın yeter, şiirin yangını sinende tüter, gülistan tarumar baykuşlar öter, çok çiçek topladın sözü sağ artık. Birazda dönelim artık biz bize, peki ne dersiniz orda siz bize, batırdık hotladık bizi biz bize, çuvaldız batırmak nemize gerek.Ne işle iştigal ettiğin söyle, keçi mi koyun mu güttüğün söyle, sırt üstü yan gelip yattığın söyle, eh işte bir şeyden bir şeyler söyle. Kelimeler raydan çıkıp gidiyor, nice horuz gördük çöplük didiyor, yaş otuz beş oldu gençlik gidiyor, dal oldu kurudu fışkınlarımız. Üç tomurcuk döktük sıra dördünde, aklım ikincinin hala derdinde! Çok şükür koşmadık nefsin ardında, halimiz hal üzre yaşamaktayız. Kırağı’nın yükü sırtımı kerter, yatarız kalkarız derdimiz artar, inşallah gönül doğruyu tartar, kötüler yurduna göç eylemeyiz. “Dost dostun evini siler süpürür, sevdikçe ayranı yağı köpürür, dosta rüzgar esse düşman köpürür, muhabbet kadrini bilmek gerekir. Farkında değilsin yaşlandığının, sevdiğin şehirde dışlandığının, insafsızlık ile taşlandığının, dadaşsan dadaş kal dön toprağına. Hayat defterini karıştır bir bak, sayfalar sararmış kalmamış bir ak, kendi ateşinle önce kendin yak, başka ateşleri görmez olursun. Denizi koklayan şehrin insanı, uyuşur damarda kirlenir kanı, bir ömür eyvahla geçer zamanı, dizini dövmeye derman bulamaz. Bol dünyada gönlü darda bırakma, için Serçememe’yse kimseye bakma, “Ben”ini  bendine dolmaya akma, su gibi aziz ol dön Serçemene.İçimde kaynayan kelime bunlar, zorlanmadan geldi dilime bunlar, say ki birkaç nakış kilime bunlar, dokunmuştur gönül ısdarımızda. Gönlünde nereye koyarsan koyan, ‘ben’dir kendimizi geride koyan, bizi kendisine karındaş sayan, nice insan vardır seçmesin bilsek. Şaban ağa işte durumlar böyle, azımı çoğaltıp ötesin söyle, aynı kaptan yemez maraba beyle, bu yüzden ölecek insan yanımız. Senede bir mektup yeter de artar, dost mektubu saklar ya bakıp yırtar, gönül terazisi gül yağı tartar, paraya tamahkar olmaz her kişi. 16.08.1996

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !